Dava Partisi ve Millî Kadro… Türkiye’de Kaç Parti Var?

0 932

Başlıkta sorduğumuz soruya cevap verelim. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı olan, ilgili dernekler masası ile ilgili prosedürleri yerine getiren 100’e yakın yapılanma var. Bunların hangilerini kimin kurduğunun çözümlemesini yapabilecek kadar yerimiz de, böyle bir çabaya gerek de yok. Çünkü bu partilerin çoğunun ne zaman faaliyetlerini durduracağını şu anda yönetimlerinde bulunanlar bile bilmiyor. Bu yazımızdaki amacımız Türkiye’deki partilerin tümünün değerlendirmesini yapmak da değil.

Ülkenin gündemine gelen ya da getirilen partilerin doğuş ve batış seyirlerini bir düşündüğümüzde görürüz ki, bu partiler birer davaya hizmet etmekten çok uzaktırlar. Belirli projeler uyarınca maksatlı olarak kurdurulmaktadır. Daha dün, 1980’lerde, “keyfi politika” uygulamalarıyla kendisi gibi düşünmeyenlere zulmeden partinin adı bile hatırlanmaz oldu. Maalesef ülkemizde kaynağı belli olmayan maddi imkan ve iktidar yolunu açacak “rüzgârı” ardına almak, politikacıların bekleyip durduğu bir olaydır.

Partileri Ayakta Tutan Nedir?

Siyasi yapılanmaları ayakta tutan üç ana unsurdan bahsedebiliriz. “Fikir, Kadro, Maddi Güç.”

Yukarıda bahsettiğimiz kurulan, kurdurulan politik yapıları birer “dava partisi” olarak tanımlamanın mümkün olmayacağı kesindir. Bu yapılar, kökü ülkemizin dışında olan fikirlere hizmet etmek için kurulan yapılardır, maddi kaynaklarını ise aynı uluslararası çıkar gruplarına hizmet etmenin bir karşılığı olarak alırlar. Kadrolarından söz etmek ise mümkün değildir. Önde gözüken simaların kimi bir gün A partisindeyken, partisi için canını vereceğini söylerken, bir başka gün diğer partiye geçen demagoglardır. Demagoglar, önceki sayılarımızda da bahsettiğimiz üzere dün “ak” dediğine “kara” demeyi meslek edinen çok yüzlü, geçimini bu çok yüzlülükle sağlayan profesyonellerdir. Bunların meselesi sadece makamdır, paradır. Bu demagoglar, dünyaya tapıcılığın yüz karası birer örneği olarak asırlardır “politika” sahnelerinde gezinirler.

Davaya Adanan Ömürler…

Bizim için ise, bu ülkede gerçek mânâda bir tek parti var. Biz bu batılın emperyalist uşaklarının talanına uğrayarak kana bulanan dünyanın düzeninin değişeceğine inanıyoruz. Biz inkılâba inananlardanız. Yeryüzünün Hakk namına, Hakk için yeniden düzenleneceğine inananlardanız. Bu aziz ve gazi Millet’in üzerine, güneşin yeniden doğacağına inananlardanız. Umudunu hiç kaybetmeyenlerdeniz. Ve size Hakk’a adanan ömürlerin destanını anlatacağız. Bahsedeceğimiz partinin ‘Siyasi Partiler Kanunu’na tabi olması dışında, başka partilerin hiç birisi ile uzaktan yakından, en ufak bir alakası yoktur! Biz, bu dünyada bir ‘davası’ olan, Hakk davaya adanmış teşkilatın içerisinde ömrünü geçiren Yeniden Millî Mücadelecileriz. Biz, kökleri sadece Büyük Türk Milleti’ne bağlı olanlarız.

Ömrünü davasına adayan, davası dışında konuştuğu ve düşündüğü bir şeyi olmayan insanlardan bahsediyoruz. Yarım asrı devirenler var bu ülkede. Onlar ve liderleri, ağabeyleri, genel başkanları Aykut Edibâli, en çok ihtiyaç duyulan anlarda bu ülkenin kaderini değiştirdiler. Bu büyük gayretlerinin karşılığında ne makam ve ne de mevki istediler. Bu satırları okuyorsanız ya o kahramanlardansınızdır, ya o büyük dava adamlarından birisinin yakınısınızdır ya da büyük davanın yeniden şahlanışını ciltlerin arasında arayanlardansınız. Selam olsun size, Edibâli’yi ve onun vefakar, çileli, kahraman kardeşleriyle birlikte yürüme şerefine erişen millet dostlarına…

Biz, liderimizi bir ağabey biliriz. Pek çoğumuzu çocuk yaşta alıp yetiştiren bir öğretmen biliriz. Bu ülkeye gelmiş en büyük bilim ve akıl adamlarından birisi olarak tanır ve onunla omuz omuza yürürüz. “Kul olma, insan olabilme ve liderler lideri Peygamberin kutlu davasında ömrünü tereddütsüz vakfeden onurlu bir dava adamı olma şerefi” onundur.

Siz de umudunuzu asla kaybetmeyiniz. Bu satırları okuyan aziz millet evlâdı! Yalnız değilsiniz! Siz, büyük Türk Milleti’nin evladısınız.  Siz de bizimle beraber yürüyün, aziz millet evladı. Liderimiz Edibâli ve onun âlim öğrencileri sizi bekliyor. Gelin, “Muhteşem Türkiye”yi beraber kuralım. Yeryüzüne Hakkın adını yayalım. İslam dünyasını yeniden inşa edelim. Türk dünyasını hür kılalım.

Büyük ve kadim davayı yaymak, dünyada zulümden eser kalmayıncaya kadar mücadele etmek hedefi ile yeryüzünü şereflendiren Hazreti Peygamberin inkılâbında, davayı üstün kılmak için hangi metodu kullandığını hatırlamak, bir inkılâbçıya izlenecek en doğru yolu gösterecektir. O’na Mekke’de davaya çağrılarını durdurması karşılığında “Mekke krallığı” teklifini elinin tersiyle itmesi dikkatle incelenmelidir. Kirli pazarlıklar ile elde edilebilecek bir iktidar değil, inkılâp ruhunu yaşayan ve davanın amacını idrak eden bir toplumun gelişimi sağlanmadan, tepeden inme bir yönetim değişikliğinin davaya hizmet ile alakası olamaz.

Söylediklerimizin ve inkılâbın gerçek olabilmesi için meşru, meri yoldan millî iktidarın kurulması gerekmektedir. İktidarı meşru olarak, gayri resmi güç kullanımına gitmeden, devletin içine sızmaya çalışmadan, demagoji yapmadan, uluslararası güçlerle danışıklı çalışmayan siyasi partiler değiştirir…

Bu batıl düzeni; lideriyle, programıyla, metoduyla, teşkilatıyla gerçek anlamıyla millî, cihanşumul ülküsü olan bir siyasi parti değiştirir. Millî inkılâbı gerçekleştirebilecek, millî iktidarı kurabilecek tek parti Millet Partisi’dir.

Adalet isteyenler, “hürriyet” diye yüreği yananlar, “ya istiklal ya ölüm” diye hâlâ diri olanlar, Büyük Türk Milleti’nin egemenliğine hasret olanlar, Cumhuriyet’ten yana olanlar, gerçek demokrasi sevdalıları, ülkücüler, vatanseverler, milliyetçiler için Millet Partisi çatısında toplanma vaktidir…

Benzer yazılar

0 534

Yorum Yazın

Bir yorum yazın