0 2968

Milli Mutabakat ve Muhteşem Türkiye Misakı’nın Esasları

Türkiye’nin ciddi, hayati, çözüm bekleyen, ama çözülebilir meseleleri var.

Bu meselelerin çözümü için sabır gerek, cesaret gerek, fazilet gerek ve bilim gerek. Bu ehliyet ölçülerini bir araya getiremediğimiz için Türkiye meselelerin altında eziliyor. En basit meselelerle zaman yitiriyor, enerji yitiriyor, umut yitiriyor.

Türkiye’nin bütün meselelerini elbette hürriyet nizamı içinde çözeceğiz. Yönetimler, ülkemizin sıkıntılarından birinci derecede sorumlu, ama halk da bir o kadar sorumlu. Çünkü, “Nasılsanız öyle idare edilirsiniz.” buyrulmuştur. Ve insanoğlunun karşılaştığı her şeyin, her sonucun ancak kendi elleriyle hazırlanmış bir karşılık olduğunu görmek, bilmek ve kabullenmek zorundayız.

Politikacılar Kilisenin Yerine Geçmiştir

Ülkenin kaderine hâkim olan veya olmak isteyenler, insanların sadece kendilerine oy verilmesini istiyorlar. Onlara oy verirseniz, sizi maddi, manevi korkularınızdan koruyacaklarını, umutlarınıza ulaştıracaklarını söylüyorlar. Biraz düşünülecek olursa, bu tür vaatler şirktir…

Yöneticilerin, partilerin Hz. Ebu Bekir gibi, Hz. Ömer gibi halkı ülke yönetimine katılmaya çağırması gerekiyor… Ama bu bir gerçek cesaret ve dürüstlük işidir. İslam, hesap günü inancı ile kurtuluşumuzun eninde sonunda, (Tanrı’nın izniyle) kendi eserimiz olduğunu ortaya koyar.

Politikacılar ise zamanımızda kilisenin yerine geçmiş gibidir. “Günahkâr insanoğlunun kurtuluşu kiliseye bağlanmakla mümkün olur’’ diyen papazlar gibi zamanımızı politikacıları da kendilerine koşulsuz inanmanızı istiyorlar. Bunun dışında başka bir şey yapmanıza gerek yok, diyorlar. Beş senede bir seçimlerde oy atın, yeter…

Anadolu Birliğini Sağlayan Güç İttifaktır

İttifak tarihsel bir gerçektir. Sadece partiler arası uzlaşma ile olamaz. Müslüman Türk’ün Anadolu’ya gelişinden itibaren Selçuklu’nun büyümesinin, Osmanlı büyümesinin, gelişmesinin temelinde yatan büyük güç ittifaktır. İttifak, o günkü toplumun bütün katmanlarının aralarında yaptıkları büyük bir sözleşmedir.

Anadolu’da bir “Cihan Devlet”inin yeşermesi, istişareye dayanan, gerçek anlamda demokrasiye dayanan bir uzlaşmayla mümkün olmuştur. Bugün Osman Gazi’nin etrafındaki insanlara baktığınız zaman Anadolu’nun bütün kesimlerini görürsünüz. Öylesine hür, öylesine demokrat, öylesine ileri bir uzlaşmanın sonucu Anadolu Birliği kurulmuştur ki, o dehaya şaşırmamak mümkün değil.

Gazi Meclisteki İttifaka İhtiyacımız Var!

Bu büyüklüğü fark edemeyen Tanzimatçılar ise, Fransız merkezi birlik yapısını Osmanlı Devleti’nin zayıf bir döneminde aynen uygulama gayretine düştüler ve devletin bünyesinde ağır sıkıntılara yol açtılar. Fakat dikkat ediniz! Bu yıkılış karşısında Anadolu Birliği’ni korumak için, düşman işgalinden vatanın kurtarılmasını sağlayan bir ittifak gücü Ankara’da ortaya çıktı. 1920 ile 1923 arasındaki TBMM’nin yapısına dikkatle baktığımız zaman bütün kesimlerin temsilcilerini görürüz. Ve bu insanlar siyasi bir misak etrafında toplanmışlardır. Kuvay-ı Milliye, milli güçlerin seferberliği, Türkiye istila altındayken herkesin kendi maddi ve manevi imkanlarını kardeşçe, hürriyet içinde bir araya getirmesidir.

Medine Anayasası İttifakındaki Ruh

İnsanların kurtuluşlarına imkân veren, bu ittifak modelinin ilk uygulanışı Hz. Peygamber’in Medine Anayasası’dır.. Peygamberimiz Medine’ye vardığında bir site devleti oluşuyor. Site devletinin anayasanın birinci maddesinde şöyle deniliyor: Aşağıda imzası bulunan bizler muhacir, ensar, Yahudilerin üç kabilesi, bütün insanlardan ayrı bir camia teşkil ederler. Kaderleri, sorumlulukları bir olan bir topluluk olmuşlardır. Hz. Peygamber bunları o insanlara kabul ettirebilmiş. O günün Hristiyanları, Yahudileri Hz. Peygamberi kabul eden ama dinini henüz kabul edemeyen bu insanlar, Hz. Peygamberin siyasi yeminini, mesajını kabul etmişlerdir.

Uzlaşma Hürriyetçilik ile Mümkündür

Dünyanın neresinde olursanız olun insanları ancak hürriyetçi uzlaşmalarla birleştirebilirsiniz. Ama bunun yerine gücünüze kudretinize sayı üstünlüğünüze dayanarak baskılar yapmaya başlarsanız hiç kimse yanınızda kalmaz. Saltanatlar ne denli güçlü olursa olsun eğer rızaya dayanmıyorsa uzun ömürlü olamaz, yaşamaz, kaybolur. Bütün büyüklüklerin temelinde karşılıklı rızalar vardır. Akitler, sözleşmeler ancak karşılıklı rızalara dayanır. Gönül hoşnutluklarına dayanır.

Yeni Bir Milli Mutabakatta Toplanalım

Bizim büyümemiz, Türkiye dertlerinin dermanı olan ittifak üzerinedir. Onun da yaygın hali ittifaktır. Türkiye temel siyasetinde, anayasa çerçevesinde yeni bir mutabakata muhtaçtır. İşte onun için geliniz, Türkiye’de bayrakta, yurdun bölünmez bütünlüğünde, İslam’a saygıda, çoğulcu-hürriyetçi demokraside, birbirimize tolerans göstermede, laiklikte anlaşalım. İşte bu milli mutabakatımızın temeli olmalıdır. Gelin adaleti yaymakta uzlaşalım. Bu bir davettir. Bütün liderlere bir davettir. Bütün vatandaşlarımıza da bir uyarıdır. Gelin yeni bir milli mutabakatta toplanalım.

Milli Mutabakatın Esasları

Milli mutabakat hem dar manasıyla hem de geniş manasıyla elzemdir. Milli Mutabakat şu belli başlı ilkeleri ölçüleri tastamam kabul etmek, bunların asla münakaşa kabul edilemez ölçüler olduğunu beyan etmekten başlar.

Türkiye topraklarıyla bölünmez bir bütündür. Misakı Milli’de yazıldığı şekliyle, Osmanlı İmparatorluğunun Arapça dilinin konuşulmadığı tüm bölgeleri ayrılmaz bir bütün teşkil eder. Vatan bölünmez bir bütündür, esas budur. Misakı Milli hudutları içerisindeki topraklarımız üzerinde kimler yaşamış olursa olsun, hangi suni devletler kurulmuş olursa olsun bir bütündür, Türk toprağıdır.

“Bayrağa, hilalli bayrağın ucuna Haç mı taksak, put mu taksak” demeye kimsenin hakkı yok. Bayrak değişmeyecektir. Hiçbir şekilde Mithat Paşa kafası takınmaya lüzum yok.

Türkçe devlet dili olarak, resmi dil olarak yurdun her tarafında konuşulacaktır. Milli birliğimizi sağlamaya devam edecektir.

İnsan hak ve hürriyetleri Türkiye’de herkesin sahip olacağı haklardan olacaktır. Vicdan hürriyeti, inanç hürriyeti, ibadet hürriyeti, mezhep hürriyeti tastamam sağlanacaktır. İşte bu ilkeler etrafında herkesin mutabık kalması lazım.

0 2354

YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Aykut Edibali / Millet Partisi Genel Başkanı

Henüz Beşiktaş trajedisinde kaybettiğimiz 44 vatandaşın alçakça katlinin acısı içimizdeyken ülkenin ta ortasında Kayseri’de bir terörist saldırıda 14 vatandaşımızın şehit olduğunu öğreniyoruz. Bu hunhar cinayetler üzerine ne demiştik “SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ” demiştik

İster istemez benzer kanlı cinayetler karşısında iktidar ne yapmalı sorusu akıllara gelince benzer örnekler vatandaşlarımızın aklına ve vicdanına bir bıçak gibi saplanıveriyor. Mesela Japonlar ne yapardı? Avrupa birliğinde, Amerika’da ne yapılıyor?

Böyle bir işten sorumlu olan İçişleri Bakanı veya Başbakan Japonya’da olsaydı önce haysiyetini ve şereflerini temize çıkarmak için istifa eder ve harakiri yaparak hayatlarına son verir. Ülkemizde de köprü inşaatında çalışan bir mühendis inşaata ortaya çıkan bir arıza sebebiyle harakiri (seppuku) yapmağa teşebbüs etmişti. Tarihimizde ne can ve mal güvenliğini sağlayamayan kendisine devlet mührü emanet edilirmiş ama görevini başaramayan Sadrazam görevden alınır, başbakan mührü iade eder ve umumiyetle de siyah kaftan gönderilip idam edilirmiş! Elbette Türkiye bir Samuraylar veya Şogunlar ülkesi değil, Avrupa ülkesi de değil ama haysiyetli insanların bulunduğu Türkiye..! Gerçekten sözün bittiği yerdeyiz!

Beşiktaş Katliamından bir süre sonra Sayın Cumhurbaşkanı milli seferberlik ilan ettiğini söylemiş ve sorumluluğun tümünü üslenmiş durumdadır. Bu aczin ve kanlı terörün cezası seçim katakullisi değildir. Kaçmak da değildir. Sayın Cumhurbaşkanı ve Yıldırım’a iki görev düşüyor; en kısa süre içinde, en geç 7 gün içinde Beşiktaş ve Kayseri katliamını yapan alçakların yakalayın ve alçakları medeni ölüm cezasına çarptırın. Ve işgal ettiğiniz makamları boşaltın. Milleti fuzuli yere meşgul etmeyin. Ya devlet başa ya kuzgun leşe…

0 974

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 78. yılında minnet, şükran, saygı ve rahmetle anıyoruz.
İslam ve Türk düşmanı emperyalistlerin vatanımızı parçalanmak ve yok etmek için yaptıkları kanlı planlarından ve Sevr senaryosundan Türkiye’yi kurtaran ve bu mukaddes amaç uğruna kanlarını akıtan Millî Mücadele’nin şehitlerine, başta Gazi Mustafa Kemal ve Gazi Mustafa Fevzi Çakmak olmak üzere, Milli Mücadele’nin tüm şehitlerine, gazilerine rahmet diliyoruz.slider10kasım2

3 1197

Bayramınız kutlu olsun, Nice bayramları sevinç, mutluluk ve birlik içinde kutlamayı nasib etmesini Yüce Allah’tan diliyoruz.
Yaşasın Cumhuriyet Bayramı, yaşasın devletimizin, cumhuriyetimizin, demokrasimizin sahibi olan Türk milleti diyoruz.!
Büyük Türk Milleti’nin tarih sahnesinde göründüğü andan itibaren; 6.000 yıldan beri süregelen tarihimiz boyunca farklı yönetim biçimleri, hükumetler, sülaleler ve nadiren de yaşayan halk devletin kurucusu olmuştur.
Tarihimizi, dünyanın bütün ülkelerinde var olmuş devletlerimizi aynı devletin yaşayan bölümleri olarak görmek, sülalecilik ve hanedanlık kompleksine düşmemek gerek.
Cumhuriyet gerçek demokrasiyi yaşatıyorsa cumhuriyettir. Milli ve insani ihtiyaçlara ve milletin ülkülerine cevap veriyorsa cumhuriyettir.
Cumhuriyetimizin bu hedefleri gerçekleştiren bir yönetime evrilmesi kararlılılık ve inancıyla bütün vatandaşlarımızın Cumhuriyet bayramını kutluyorum.

 

2016--Ekim-29-SON slide29ekim

0 1319

Bugün müttefikler Irak vilayetimizin Musul kentini kurtarmak amacıyla Erbil vilayetimize girmeye hazırlanıyor. Sayın Erdoğan, “Niye bizi dahil etmediniz?” diye soruyor, haklı olarak şikayet ediyor!.. Kerkük hoyratlarının siyasi manasını bilmediği için başkalarının Türkiye’yi Koalisyona davet edeceğini zannediyor ve gaflete düşüyor. Peki kardeşim niye hazırlanmadın, neden bu koalisyonun başı sen değilsin? Bakınız Nizâmülmülk bu konuda, “Yangın çıktıktan sonra tedbir aramak ancak ahmakların karıdır” demiyor mu? Tedbir almış olsaydık koalisyonun başında biz olurduk, hiç olmazsa söz sahibi olurduk? Ve olmalıydık da… Milletçe bu soruyu sormalıyız. Çünkü siyaset sonuç alma, çare bulma bilim ve sanatıdır.

 

IRAK, BÜYÜK SELÇUKLU TÜRK DEVLETİ VE TUĞRUL BEY KADAR TÜRK’TÜR

Erbil tarihin şehadetiyle sabit ki bir Türk şehridir. Türklerin Irak topraklarında yönetici ve halk olarak bulunuşumuz çok eskilere dayanmaktadır. Abbasi halifelerinden Me’mun zamanında Türk askerleri için bir garnizon ve Samarra şehrinin inşasıyla resmen Türkler Irak’ın koruyucuları, yöneticileri ve yerleşik halkı olmuşlardır. Büyük Selçuklu Türk imparatorluğunun Sultanı Tuğrul Bey’in Horasan’dan Halife’nin daveti üzerine Irak’ı Büveyhoğullarının esaretinden kurtarmak üzere gelişleri ile Türkler o tarihten beri Irak’ın ve tüm İslam topraklarının koruyucusu ve kurtarıcısı olmuşlardır. Irak sadece Selçukluların değil Osmanlıların da öz toprağı olmuştur. Uzun süre İran’ın tasallut ve taarruzuna uğramış ve Osmanlı bu ecdat topraklarını korumak için sürekli çaba harcamıştır. Nihayet emperyalist Batı ve Rusya’nın Ortadoğu’da sömürge alanları oluşturma çabası Irak’ın da sulh, sükun ve mutluluk dönemini bitirdi. Mesela Sultan II. Abdülhamid Han’a karşı girişilen ve düşürülmesinin perde arkasında Irak petrolleri, özellikle Kerkük ve Musul’un petrol zenginliğinin ele geçirilmesi en büyük amil olmuştur ve olmalıdır…

 

DÜNYA ALEM BİLSİN Kİ!..

Türkiye en sıkıntılı döneminde, yani işgale uğradığı o karanlık günlerde bile Musul ve Kerkük’ün, Misak-ı Millî yani Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü içinde olduğunu ilan etmiştir. Herkes bilmeli, kulağına küpe etmelidir ki, Musul ve Kerkük Türkiye’nin bölünmez bir parçasıdır. Dünya döner, değişir ama Kerkük ve Musul’un, Erbil’in Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün ayrılmaz parçası olduğunu dünya alem öğrenir ve kabul eder…

Aykut Edibali / Millet Partisi Genel Başkanı

kerkuk

2016--Ekim-Musul

 

0 1122

“Türkiye’de Hakimler Var”

Adli yıl açılışı Türk milletinin adalet makamına olan saygısının bir ifadesidir. Adli yıl açılış töreni adaletin bağımsızlığının ifade edilmesidir. Adaletin bağımsızlığı bir devletin namusudur.

Cihana nam salan “Türkiye’de hakimler var!” sözü Türk devlet geleneğinin vaz geçilmez şartını ifade etmektedir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ilme ve onun vaz geçilmez parçası olan adalete saygıyı içerir. Osmanlı kuruluş dönemindeki âlimler, bilimle beraber adaletin de tesis edilmesinde büyük rol almıştır. Ertuğrul Gazi’nin vasiyeti “Beni kır Edebali’yi kırma.”’dır. Bu söz bir âlime duyulan saygı ile beraber adalete ve bilme verilen kıymetin de ortaya koyulmasıdır.

Çağ değiştiren büyük cihangir Fatih Sultan Mehmet Han divanında devlet yöneticilerinin, vezir ve sadrazamların ayakta durmasını alimlerin ise kendisi gibi oturmasını emretmiştir. Bu büyük nezaketi devrin iktidar sahiplerinin de örnek alması gerekmektedir. Fatih Sultan Mehmed, bilime tahsis ettiği, kendi emriyle kurulan medresede bir hücre, bir oda ister. Müderrisler “Padişahım, imtihana giriniz, başarılı olursanız odanızı tahsis ederiz.” derler. İstanbul’un fatihi Sultan Mehmed Han kendi kurdurduğu medreseye imtihan ile kabul edilmiştir. Yine hatırlayalım ki Fatih Sultan Mehmed Han, bağımsız Türk mahkemeleri tarafından yargılanmıştır. Fatih var, bugünün iktidarları var. Bağımsız Türk adaletinin temsilcisi, uygulayıcısı hakim ve savcılara da en azından çağrıldıkları saray kadar büyük saraylar tahsis edilmelidir. Fatih’i örnek almamız gerekmektedir.

Adaletin mülkün temeli olduğunu hatırlamamız gerekmektedir.

Allah milletimizi uyandırsın! Hepimiz o gün hesap vereceğiz.

2016-Eylül-Adli-Yıl

0 924

Aziz Türk Milleti Başın Sağ Olsun!

Afyon merkez ilçe yöneticimiz, kıymetli dava arkadaşımız, Hulusi Üye’nin kahraman yeğeni, Kerim Üye, Bingöl’deşehadet mertebesine erişti.

Şehidimiz Kerim Üye Ruhun Şadolsun.

Kederli ailesine, yakınlarınave aziz milletimize başsağlığı dileriz.

Bu vatan için şehit olan tüm kahramanların ruhuna Fatiha!

ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLERE “ÖLÜLER” DEMEYİN.HAYIR, ONLAR DİRİDİRLER.FAKAT SİZ BİLEMEZSİNİZ.

-2 / 154 –

2016-Ağustos-24-sehit

0 1242

54 VATANDAŞIN ŞEHADETİNDEN SONRA…

CAN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYAMAYAN İKTİDAR GİDER!

YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE!

 

Gaziantep vilayetimizde bir canlı bombanın patlatılmasıyla 54 vatandaşımız hayatını yitirdi.

Bu milletin şanlı tarihinde, dini ve milli geçmişinde devlete düşen birinci görevin vatandaşın hayatını, canını korumak olduğunu en cahil insan bile bilir. Onun için “ya devlet başa ya kuzgun leşe” denmiştir. Yani vatandaşın canını koruyamıyorsan bunun hesabının sorulacağını bilmelisin. Hazreti Ömer’i ne zaman hatırlayacak acaba sözde yöneticiler? Fırat üzerindeki köprüden geçerken bir kuzunun ayağı kırılırsa rabbim onun hesabını benden soracak diye Allah’tan korkan halife gibi 54 vatandaşımızın şehit edilmesi dolayısıyla kendilerini hesaba çekmelerini, üzülmeye, pişmanlıklarını duyurmaya ve sorumluluğun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Sözün özü vatandaşların hayatlarını koruyamıyorsan ki koruyamıyorsun, gereğini yap, çekil senden daha layık olanlar gelsin.

Trabzon Ortahisar İlçe yöneticimiz Sayın Davut Durmaz’ın Tunceli’de şehadet şerbetini içen oğlu, şehidimiz Murat Durmaz’a Allah’tan rahmet diler, kederli ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize baş sağlığı dileriz.

2016--Ağustos-22--Terör-bildiri 2016-Ağustos-22-Gaziantep-Terör

 

 

0 1824

Türkiyemize geçmiş olsun diyoruz!

Allah’ın ülkemizi her türlü fitne, fesat ve kargaşadan muhafaza buyurmasını niyaz ediyoruz.

MESELELERİMİZİ DEMOKRASİ İÇİNDE ÇÖZDECEĞİZ

Şurası çok açıktır ki, ülkemizin tüm problemlerini, ne kadar vahim ve acil olursa olsun ancak ve ancak demokrasi içinde çözmesi mümkündür.

Türkiye her türlü darbeci anlayışı, demokrasi şehitleri vererek acı ve ibret verici bir karanlık hatıra haline getirmiştir. Ülkemizin her türlü meselesini ancak ve ancak hukuk ve demokrasi içinde çözme kararı milli ve sarsılmaz, bir karardır.

Demokrasi bizim için araç değil, milletin hürriyet ve mutlulukla yaşamasının vazgeçilmez şartıdır. Kargaşa ve çekişmelerden sakınalım, sükûneti koruyalım.

Unutmayalım Allah; uyuyan fitneyi uyandırmaktan sakınmamızı ve bütün müminleri, sadece fitneyi çıkaranları değil, günahsızları da yakacak bir fitneden sakınmaya çağırmaktadır.

İsnat edilen suçları ne kadar büyük olursa olsun, herkesin adil yargılanmaya hakkı olduğunu hatırlayalım.

Her sosyal kurumda, şerefle görevlerini yerine getiren kahir ekseriyetin yanında bu özellikleri taşımayan kişilere isnat edilebilecek suç ve hataların, o kurumu imha etme hakkı vermediğini unutmayalım.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin varlığının, birliğinin ve gücünün vatanımız, milletimiz, devletimiz ve dinimizin varlık şartı olduğunu unutmayalım.

Adil davranmanın Allah’ın kesin emri olduğunu hatırlayalım, teenni ile, sükunetle ve akl-ı selim’le düşünelim ve davranalım.

Nereden gelirse gelsin kışkırtmalara kapılmayalım. Ülkemizi her türlü fitne, fesat, kargaşa ve çekişmeden korumasını, birliğimizi ve dirliğimizi korumasını Allah-u Zülcelal’den niyaz edelim.

 

 

0 2254

Aziz Vatandaşlar,

Dün ülkemizde bütün sağduyulu vatandaşları üzen kanlı bir kavga ortamına sürüklendiğimizi öğrendik. Başbakan bir darbe girişimi olduğunu açıkladı. Ancak can kaybı bilançomuz çok ağır. 90 vatandaşımız vefat etmiş, 1000’in üzerinde vatandaşımız ise tevkif edilmiş.

Ne yazık ki güvenlik kuvvetlerimiz karşı karşıya gelmiş durumda. Sağduyu sahibi, vatansever vatandaşlarımızın ülkemizin içine düşürüldüğü bu kargaşa, kavga ve nefret ortamından bir an önce çıkmamız gerektiğine inandıklarına eminim. Maalesef Cumhuriyet tarihimiz boyunca bu boyutta kanlı bir kaos yaşanmadı. Ancak bu meselenin bir intikam savaşına dönüştürülmeden, sükûnetin ve barışın sağlanarak çözülmesi gerektiği de açıktır. İyi bilmeliyiz ki adalet ve demokrasi herkesin son kalesidir.

Tüm vatandaşlarımızın sükûnet içinde, öfkeye kapılmadan olayların yatışmasını beklemesini istiyoruz. Allah ülkemizi her türlü kardeş kavgasından korusun. Ülkemizin birliğini ve dirliğini korusun.

Aykut Edibali

Millet Partisi Genel Başkanı

 

2016-Temmuz-15---DarbeSsylprti