Millet Partisi Genel Başkanı Aykut Edibali ve Millet Partisi Genel Başkan Yardımcısı KANAL AVRUPA’nın konuğu idi.
Kanal Avrupa’da 18 Mayıs’ta yapılan sohbet anneler günü, hukuk devleti, ‘milli hâkimiyet, İslam rönesansı, ‘Muhteşem Türkiye’ Barış medeniyeti projesi, milli birlik ve kardeşlik üzerine sürdü. Edibali sözlerini, ‘Çift başlı kartala, Millet Partisi’ne bütün vatandaşlarımızın ‘evet’ mührünü gönül rahatlığı ile basmalarını istiyorum.’ diyerek bitirdi.
İşte sohbetin detayları:
İlksen Hacısalihoğlu: Efendim hoş geldiniz. Sayın Filiz Edibali anneler gününe ilişkin duygularınızdan bahseder misiniz?
Filiz Edibali: Altı çocuk annesiyim, mutlu bir anneyim. Çocuklarım arkadaşlarım gibi oldu; asistanlarımız, dostlarımız, çalışmalarımızda omuz omuza beraber olduğumuz arkadaşlarımız gibi oldular. Şanslıyız. Anneanneyim. Anne olmak büyük bir ayrıcalık, bir hanımın olgunlaşmasını sağlayan bir özellik. Derler ki anneler çocukları ile birlikte büyür, dünyayı yeniden çocukları ile birlikte keşfederler, öğrenirler. Altı çocuk annesiyim ama altı defa bir çocuk annesiyim. Çocuklar annelere verilmiş emanetler. O kadar kıymetli bir varlık emanet ediliyor ki ağır sorumluluk gerektiren tarafı da kaderini yönlendirme sorumluluğu üzerinizde. Bu milletin sahip olduğu yüksek değerleri çocuklarımıza aktarabilen anneler olabilmeliyiz.
DEMOKRASİ, HUKUK DEVLETİ, MADDİ VE MANEVİ TEMELLER İÇİN MİLLET PARTİSİ ÇOK AĞIR BEDELLER ÖDEDİ
İH: Sayın Genel Başkanım, Millet Partisi nasıl bir parti?
Aykut Edibali: teşekkür ediyorum. Anneler gününü kutluyorum. Millet Partisi’nin tüm üyeleri bütün annelerin ellerinden öpüyor. Annelik büyük bir onur.
Millet Partisi Türkiye’nin temel partisidir. Vatandaşlarımız bilmeli, unutmamalı ki yaşadığımız ne kadar güzellik varsa; demokrasi, hukuk devleti, kabul ettiğimiz ne kadar kavram varsa Türk siyasi, kültür hayatına girmesi için olağan üstü gayret göstermiş ve çok bedel ödemiştir. Çok partili çoğulcu demokrasi, demokrasi, siyasetin manevi ve ahlaki temellere dayanması lazım geldiği esası, hukuk devleti, adalet, hürriyet gibi bize çok kolay gelen kavramları Millet Partisi çok ağır bedeller ödeyerek Türk siyasi hayatına kazandırmıştır.
Millet Partisi’nin kuruluş tarihinden itibaren değişik safhalar cereyan etmiştir. Biz üçüncü kuşağı temsil ediyoruz. Çok eski partidir, kurucusu rahmetli Fevzi Çakmak ve arkadaşlarıdır. Yıl 1946, 50 bu kuşak büyük hizmetler yaparak Türkiye’de demokrasinin çok partili demokrasi haline gelmesini sağladılar, rejimi çok partili hale getirdiler. Bunu Türkiye ağrısız, sancısız, kansız başardı. Bu büyük bir başarıdır. Mustafa Kemal çok partili ve çoğulcu demokrasiyi istiyor ve özlüyordu, ilki 1930’da başlamıştır Serbest Fırka denemesi, maalesef tutmamıştır ve çok üzülmüştür. Mustafa Kemal’in özleminin gerçekleştirilmesi ancak 1946’da 2. Cihan Savaşı’nın patlaması sonucu ile olmuştur. Şükürler olsun ki İnönü’nün devam ettirdiği tek partili dönem halkın olgunluğu ile ve Millet Partili büyük liderlerin gayretiyle aşılmıştır, çok partili çoğulcu demokrasiye geçilmiştir. Vatandaşlarımızın bunu hatırlamasını isterim. Bugün demokrasi diyorsak bu uğurda katlanılan büyük fedakârlıklar vardır, bu fedakârlıkları unutmamalıdırlar. Ki bugünün kıymeti bilinsin diye…
İH: Sayın başkanım, partiler farklı ittifaklara girdiler. Bir kısmı seçime girmedi. Millet Partisi seçime giriyor, bunun naçizane topluma mesaj olduğunu düşünüyorum, Katılır mısınız?
AE: Doğru bir şey söylüyorsunuz. Çok partili demokrasi çağındayız ama henüz alacağımız çok büyük mesafeler var. Şu girdiğimiz seçim, kanunlarımızda yazılmış olmasına rağmen eşit değildir. %10 barajı komiktir, yanlıştır, demokrasi için ciddi bir ayıptır. Ne kadar mahzurlu olduğunu gördük, ittifaklara zorluyorsunuz. Bir taraftan Siyasi Partiler Kanunu’nda yasaklıyorsunuz diğer taraftan da engel koyuyorsunuz bunu aş bakalım diyorsunuz. Gerekçesi meçhul ve makul değil. 1970’li yıllarda şunlar girmesin diyorlardı. Şunlar dediğiniz kim? Nitekim girmediler mi? Biz giremezsek ne gam? Bazıları kaleşinkoflara sığınıp Türkiye’yi tehdit edebiliyor ve arkasından YSK hemen kanaatlerini değiştiriyor, yaptığı garip, anormal uygulamayı düzeltiveriyor. Vatandaşlardan şikâyetler alıyorum ‘biz de mi dağa çıkalım, biz de mi silahlara sığınalım’ diyorlar. Haşa!..
‘MUHTEŞEM TÜRKİYE’: BARIŞ MEDENİYETİ
İH: Sayın başkanım, konuşmanızda 2023 gibi bir hedef koymadınız.
AE: Bizim 2023 gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını kutlarken hedefimiz olmasın? Erken öten horozun başı kesilmez. Biz onun adını koyduk “Muhteşem Türkiye” dedik. Yapacaklarımızı madde madde söylüyoruz. Bizim yapacağımız şeyleri başka partilerin düşünmesi için birkaç gün geçer.
İH: Projelerinizden bahseder misiniz?
AE: Bunlar bir tarih hikmetine dayanıyor. Özellikle Hz. Peygamber dönemi modeldir. Toplumların incelenmesinden sonra varılmış olan bir sonuçtur. Güçlü kuvvetli, kudretli, medeniyet meydana getirmek istiyorsanız, bir barış medeniyeti; dünyanın ihtiyacı bugün bir barış medeniyetidir, barış toplumudur. Biz bunu Endülüs’te yaptık, harika bir medeniyet meydana getirdik. Hala onun eserlerini yaşıyoruz. Bunları kaldırıverdiğiniz zaman şu optik olmaz, televizyon olmaz. Optiği İbn-i Haysem buluyor. Matematik işlemleri El Cabir’e göre yapıyoruz. Kimya denklemlerini bize öğreten bir başka İslam alimi. Bunlar Hz. Peygamber’in sunduğu büyük hayırların eseri olarak ortaya çıkarılmış büyük ilimlerdir. Bertrand Russell, ‘Pozitif bilimlerin bilim haline gelmesini biz İslam’a borçluyuz’ der. Bugün müspet ilim diyorsanız; fizik, kimya, matematik diyorsak, ki bunlara ihtiyacımız var, başka türlü tıp da olmaz, hiçbir şey olmaz. Bunları kuran, metodolojisini ortaya koyan, ilim haline getirip insanlığa sunanlar bizim dedelerimiz, ecdadımız. Bizim işimiz kolay dolayısıyla. Barış medeniyeti kurmak istiyorsak metot belli. Endülüs’te, Sicilya’da, yapılmış. Balkanlar’da, Selçukluda yapmışız. Bunları modern çağın teknoloji imkanları ile daha kısa süre içinde daha büyük çapta yapabiliriz ve bütün insanlık bundan yararlanır. Sadece Türkiye yararlanmasın, bütün insanları çağıralım bir barış medeniyeti yapalım. Bunun anahtarı da tohumu da Türkiye’de var.
İSTİKRARLI, KARARLI, İNANMIŞ BİR EKİBİMİZ VAR
İH: Hala daha sorunlarından biri başörtüsü. Başörtülü veya açık bayan adayları üst sıralarda görmek isterken başörtülü bir genel başkan yardımcısı olarak neler söylemek istersiniz Filiz Hanım?
FE: Bu ayrımı sunni buluyorum. Siyaset, çok yüksek ideallere sahip ahlaki, tarihi ve dini temelleri olan bir düşünce sistemi. Bunu bir iki dönemlik iktidarlar için yaparsanız çok basite indirgemiş olursunuz. Biz bir kurucu idealler serisi oluşturmak için uzun süredir çalışıyoruz. Bizim ekibimiz gençlik hareketi olarak başladı. Dernek, vakıf faaliyetleri olarak sosyal olaylara yakından eğildik, çözümler ürettik, devlet kademesinde görev alan pek çok bürokrat arkadaşlarımız oldu. Siyasete de yüksek idealleri olan, devletin temel sorunlarına çözüm getiren köklü bir parti olarak bakıyoruz. Halka yayılan, halkın benimsediği fikirleri adım adım gerçekleştiren, ne yaptığını bilen, istikrarlı, kararlı bir ekip olarak ilerliyoruz. Bugün için medyada bir baskı olduğunu herkes biliyor, kabul ediyor. Bu baskı öyle ki Türkiye dışında yayınlanan raporlarda yarı özgür sınıfına konuluyor Türkiye’nin demokrasisi. Tam demokrasi değil, yarı açık, yarı özgür demokrasi deniyor. Bu utanç vericidir. Bu sebeple bizim sesimiz duyulmuyor. Yoksa çok geniş bir tabanımız var, inanmış kararlı bir ekibimiz var ve köklü, tutarlı projelerimiz var. Bu projelerde en önemli özelliğimiz, kadın erkek omuz omuza çalışıyoruz. Kota koyma ihtiyacı duymadık. Şu kadar kadın aday olsun, vitrin süsü olarak bunlar yeterlidir demedik. İdealimizde omuz omuza beraberiz. Ve Türkiye’nin en çok kadın adayı olan partisiyiz.
TÜRKİYE HUKUK SİSTEMİNDE DÜNYAYA ÖRNEK OLMALI
İH: Sayın başkanım seçim konuşmalarınızda, projelerinizde demokrasiyi öne çıkardınız
AE: Bir binanın temeli gibi. Birinci esası hukuk devleti. Hukukun üstünlüğüne inanan, insan hak ve hürriyetlerine dayanan hukuk sistemi. Hukuk sistemimizin süratle inşa edilmesi lazım. Türkiye şu anki hukuk sistemi ve uygulaması itibari ile birinci sınıf bir devlet değil; üçüncü sınıf bir hukuk devleti olması yetiyor. Bu Türkiye için yanlış ve ayıptır. İktidarların bağımsız mahkemeler tarafından denetlenmesini şart görüyoruz. Hukuk tarafından denetlenmeyi sindiremiyorsanız onu baskı altına almayı deniyorsanız bir şekilde bu sizin demokrasinizi karikatür haline getirir. Kanuni Sultan Süleyman neden Kanuni? Döneminde ‘Türkiye’de hakimler var’ deniyordu, İngilizler Türkiye’deki adalet sistemini inceliyordu. Neden? O günler dünyaya örnektiniz. Biz Türkiye’ye hukuk sistemi itibariyle dünyaya örnek bir hukuk sistemi yaşatması gerektiğini söylüyoruz. Burada siyasetin işi çok önemlidir. Siyaset hukuka saygılı olacak, hukukun verdiği kararları uygulayacak, gerektiğinde yargılanabilecek. Sorumsuz bir iktidar olmaz. Hukuk devleti, demokrasi, gerçek laiklik, bilge devlet bilim toplumu gibi ayakları olmadığı takdirde bu işin sonu felaket olur. Bu gidişin sonu demokrasi olmaz. Denetlenemeyen güç, güç değildir. İştahınız o kadar açık ki bütün güçleri toparlıyorsunuz, tek başınıza karar veriyorsunuz, bu proje çılgın proje diyorsunuz ve millete bunları yapalım diyorsunuz, devamı da burada şurada diyorsunuz. Yanlış veya doğru olduğunu denetleyecek Türkiye’de bağımsız, güvenilir makam var mı? Sizi yargılayacak makam var mı? Fatih’in yargılandığı gibi bir makam var mı? Yok. Fatih yargılanabildiği için büyük. Kanuni o kanunları yapabildiği için büyük. Bütün mesele bu. Ezkaza başına bir şey geldiğinde de en fazla da Tayyip Bey’i biz savunmak isteriz, iktidar iş yapmak istedi de neden mani oluyorsunuz diye mahkemede biz savunuruz. Ama yerinde savunmak lazım. Ben her şeyi bilirim, ben istişaremi yaptım yoluma devam ederim?! Hukuksuz, denetimsiz bir güç. Türkiye için bütün iyi niyetine rağmen Tayip Bey’in etrafındaki insanları da Sayın Gül’ü tanıyorum. Asla kötü niyetli değiller, iyi niyetli. Ama iyi niyet yetmiyor ki. Gücün bir noktada toplanmış olması, kontrolden çıkarılır olması Türkiye’yi despotizme götürür. Türkiye’ye yazık etmiş oluruz.
ÜLKENİN PADİŞAHI MİLLETTİR
İH: Projeleriniz içinde laiklik ve İslam rönesansı var bunu biraz açar mısınız?
AE: Sunduğumuz “Muhteşem Türkiye” projesinin temel ayaklarından birisi demin söylediğim gibi hukuk devletidir. İkincisi gerçek demokrasidir; milli iradenin önündeki engellerin bertaraf edileceği. Bunların dayanağı önemlidir. Bizim biatleşme, akitleşme kültüründen gelir. Sözleşmedir bu. Sandığa atılan oy da bir sözleşmedir. Bu iradeye sizin uygun davranmanız lazım. Milli hâkimiyet şudur: ‘Biz padişahları gönderdik, ülkenin padişahı biziz, millettir’, denildiğinde bunun adı milli hâkimiyettir. Milli hâkimiyeti bütün vatandaşlarımız, seçmenlerimiz müşterek kullanırız. Biri diğerinden daha üstün değil. Herkesin doğudakinin, batıdakinin, güneydekinin oyu eşittir. Bunları birlikte kullanırız. Deriz ki: ‘Hükümdar benim dikkat et, sana geçici bir süre 3-5 sene benim yerime hükümran ve hükümdar, sultan ol diye yetki veriyorum, seni yetkilendiriyorum. Ama bunları usulüne uygun olarak kullanacaksın.’
Vatandaşın önüne konulan sandık insanları cehenneme de gönderir, cenneti alaya da yükseltir. Hatır için, korkutularak oy verilmez. Oy böyle önemlidir. Rızaya dayanırsa o iktidar, güç sen razı olursan kullanabilir. Rıza yoksa kullanmamalıdır. Baraj ile korkutuyoruz, propaganda ile korkutuyoruz, beraber yarışa imkan vermiyorsun, sonra da zorluyorsun. ‘Beni seçmezseniz istikrar bozulur’ diyorsun. Türkiye Cumhuriyeti devleti çok eski, köklü, devlet geleneği güçlü bir yapıdır.
EVRENSEL, MİLLETLERARASI BİR HUKUK SİSTEMİ KURALIM
İH: Anayasa değişikliği söz konusu. Belki başkanlık sistemi gündeme gelecek. Fikirlerinizi almak istiyorum.
AE: Türkiye bir anayasa yapabilir. Demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere’de anayasa yoktur. En eski anayasalardan biri de Amerikan anayasasıdır ve bu da çok az değişikliğe uğramıştır. İkisinde de iyi bir demokrasi var, Türkiye’den daha ileri bir demokrasi var. İngiltere niye anayasasız demokrasiyi götürebiliyor? Orda teamüller var. Orda içtihat hukuku diye bir şey var, yaşayan bir hukuk sistemi var. Ama sizde yok! Bundan korkuyorsunuz, kaçıyorsunuz. Onun için hukuk sistemini inşa edelim. Evrensel, milletlerarası kabul edilmiş bir hukuk sistemini ortaya koyalım. Hukuku işletecek kişiler hukukçulardır, hâkimler ve savcılardır. Onları gerçekten bağımsız kılalım. Sizin partiden, bizim partiden olmasın. Bunların verdiği kararlara da uyalım. Amerika’da Yüksek mahkeme kararı başkanları bağlar. Bizde kimseyi bağlamıyor.
Anayasayı Yüce Meclis pekala değiştirir gereği varsa. Önce mevcut anayasayı işletelim. Anayasa milli, demokratik, sosyal hukuk devleti diyor. Sosyal hukuk devletinin neresini işlettiniz. Hukuk devletinin neresini işlettik. Anayasada kaldı o.
Devlet imkanlarını, yatırımlarını vatandaş üzerinde baskı kurmak için kullanmak kötü, yanlış. Türk siyasetinin en büyük ayıbıdır. Demirel, Özal bunu yaptı. Ondan öncekiler, sonrakiler yaptı, hala devam ediyor. Bu yapılmamalı. Günah, doğru değil.
MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİNE İHTİYACIMIZ VAR
İH: Sayın başkan bir konu da Kürt sorunu?
AE: Bir meseleyi, olayı neresinden bakıyorsanız öyle tarif edersiniz. Problemin içindeyseniz ve problemden yararlanıyorsanız o iş problemdir. Çözümden yanaysanız o iş çözülmüş bitmiş bir iştir. Türkiye’nin temel meselesi, bakışı “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi”dir, buna ihtiyacımız var. Bu proje değildir; devletin vazifesidir. Anayasada yazılıdır Türkiye’deki bütün vatandaşların yaşama ve gelişme haklarını dil, mezhep, din farklılıklarının meydana getirdiği engelleri aşarak gerçekleştirmek devlerin temel vazifesidir. Sizin yaşama, gelişme, kültür, yücelme hakkınızı sağlayacaktır bu devlet. Nasıl oluyor da bu görev yapıldığı halde belli bir yerde vatandaşlarımla ben dilimi konuşamıyorum? Adliyeden, milli eğitimden yararlanamıyorsa, alış verişini yapamıyorsa devletin büyük ayıbıdır. En aşırı Kürtçüsü bile -Türkiye’yi parça parça 25 vilayete bölelim diyen bile- Türkçe ortak dildir diye kabul ediyor. Sen buna gereken önemi veriyor musun? Vermiyorsun.
Bizim iktidarımızda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının anadil meselesi problem olmayacak. Ben onlara kendi dillerini öğretmeyi taahhüt ediyorum. Nasıl? Onu da bana sorsunlar, kusura bakmasınlar. Kürtçe’yi de Türkçe yolu ile öğreteceğim. Her vatandaşım kendi dilini öğrenirken Türkçe’yi de öğrenmiş olacak.
Bunları düzeltmeden ‘Muhteşem Türkiye’ye ulaşamayız. Benim Güneydoğu, Doğu Anadolu’daki dini bütün tertemiz, vatanına, devletine, bayrağına bağlı olan insanla ne problemim olabilir ki? Hiçbir problemim olamaz. Batının doğu ile doğunun batı ile asla problemi olamaz. Milletçilik ve vatanperverlik Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün arazi parçaları üzerinde bütün yaşayan vatandaşların her birini kardeş bilmektir. Her biri eşittir, diğerinden ayrılmaz, ırk, dil, kavim farkı olamaz. Biz bunları ilga ettik, yok ettik. Biz milletiz. O söyledikleri boydur, soydur. Soylara, boylara, soplara saygımız sonsuz. Ama bu millet değildir. Bir tek millet vardır: Türk Milleti’dir onun adı. Burada bir kavimden bahsetmiyorum. Yeryüzünde bir tek Türk kavmi yok. Özbekler, Tatarlar, Türkmenler ... vs var. Bunların her biri de Türk kabilesidir, Türk boyudur. Aynen böyle Kürt boyları da vardır. Yeni Sey kayıtlarına baksınlar. Miladın 7. asrında yazılmış kayıtlardır. En eski kayıtlardır. Kardeşiz biz. Kız alıp kız veriyoruz.
MİLLET PARTİSİ’NE GÖNÜL RAHATLIĞI İLE MÜHRÜNÜ BAS
İH: Son söz olarak ne demek istersiniz?
AE: Çift başlı kartala, Millet Partisi’ne bütün vatandaşlarımızın Evet mührünü gönül rahatlığı ile basmalarını istiyorum. Ve iktidarımızın 500. Günü hemen benden hesap sorsunlar. Bunları yapmadıysam hemen bırakıyorum.
İH: Sayın Edibali çok teşekkür ediyorum. Filiz Hanım sizin de son sözlerinizi alalım.
FE: Türk halkının sağduyusuna güveniyorum. Umutsuzluğu yakıştıramıyorum. En umutsuz zamanlar da bile bir çıkış yolu bulabilmiş büyük bir millettir Türk Milleti. Özellikle hanımlardan Millet Partisi’ni tanımalarını ve Millet Partisi’ne kendi partileri olarak sahip çıkıp oy vermelerini istiyorum. Çift başlı kartalı bilmek bile büyük bir tarih, kültür bilgisine sahip olmak ve çağları aşacak büyük millet idealine sahip olmak demektir. Çift başlı kartalda buluşmak üzere…
Çözgü: MEHMET ALİ KÜÇÜKGÜZEL