HAKKÂRİ – ŞENOBA FACİASI, AKIL ALMAZ BİR SORUMSUZLUKTUR, TEDBİRSİZLİK ESERİDİR

0 1118

 

Bilindiği gibi yaklaşık bir hafta önce ülke gündemimize elim bir kazanın, facianın haberi düştü. Kato Dağı başta olmak üzere, vatan topraklarının sınırlarımız içinde kalan yahut Türkmeneli bölgesinde kalan Türkiye topraklarımızın bölücülerden arındırılması için hayatı boyunca büyük fedakârlıklarda bulunan, bölgeyi avucunun içi gibi bilen, pek çok başarılı operasyona imza atan kahraman Tümgeneralimiz Aydoğan Aydın ve 12 silah arkadaşı şehit oldu.

Vakayı tekrar değerlendirecek olursak elem ve hüznün ardındaki hatalar silsilesini fark edeceğiz. Bölgede Şerefli Türk Ordusu çok önemli bir harekât düzenlemekte idi. Bu harekâtın detaylarını maalesef Türk kamuoyu şehadet haberi neticesinde öğrendi. Kato Dağında ve devamında sürdürülen hayatî operasyonun tam ortasında, isimsiz kahramanların fedakarlıklarının üzerine inşa edilen bir siyasi tanıtım kampanyası için televizyon ekranlarında Yiğit Tümgeneralimiz ve silah arkadaşları isimleri ve bulundukları mevzilere kadar ekranda sergilendi. Tümgeneralimizin ekranda deşifre edilmesinin üzerinden bir hafta bile geçmeden, kahramanlara tahsis edilen, “engel tanıma sensörü” dahi olmayan 21 yıllık bir helikopterimizin uçuş esnasında, yüksek gerilim hattına çarpması sonucu, 13 vatan evladını kaybettik.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Ancak teknolojinin akıl almaz bir hızla geliştiği, nerdeyse imkansızlıkların üstesinden gelindiği bu çağda, tele takılıp düşmesi kabul edilemez bir geriliktir, sorumsuzluktur.

Meğer bu tip kazaları önleme için kullanılan “engel tanıma sensörü” bilinmesine rağmen helikoptere takılmamış. Neden, diye soracak olursanız bu parçanın alınması bürokratik engellere takılmış?! Kargaların bile kahkahalarla güleceği bir mazeret… 2003 yılından beri bu ülkede yaşayan herkesin alıp verdiği nefesi bile kontrol etmeye çalışırken millî güvenliğimiz için hayatî önem taşıyan bir cihazı almadığımıza kim inanır? Bu tip helikopterlerde görülen ölümcül kazalar hafızalarda iken, faciayı önleyecek bir cihazı almamak, alamamak, Türk insanının canının ne kadar büyük tehlike içinde olduğunu gösteriyor.

Facia öncesindeki süreçleri, devlet sırı hükmündeki operasyonel bilgilerin siyasiler tarafından neden deşifre edildiği, devlet sırlarını ifşa etmenin bir bedeli olup olmadığı, faciaya yol açtığı söylenen cihazın alınmasını hangi bürokratik sebebin engellediği, siyasi yetkililerin altlarında binlerce paha biçilemez makam aracı, yüzelerce kişilik koruma ordusu ile dolaştıkları halde vatanını canı pahasına koruyan kahraman komutanımızın siyasilere tanınan bu teknik ve operasyonel imkandan niçin mahrum bırakıldığı, siyasi iktidarların kendilerine verilen devlet sırlarını siyasi propaganda için kullanmalarının nasıl engellenebileceği, TBMM tarafından araştırılmalı, facianın nasıl cereyan ettiği açıklanmalı, sorumlular yargılanmalıdır.

Aykut EDİBALİ

Millet Partisi Genel Başkanı

 

Benzer yazılar

0 237

Yorum Yazın

Bir yorum yazın