Ayağa Kalk Ey Ehl-i Dünya! Kıyama Dursun Melaike!

Şahit Olsun Mahlukât! Âlim, Müçtehit, Mücahit, Kul

Aykut Edibâli Beyefendi Geçti Bu Fani Dünyadan14 Ocak, Saat 19:00’da, Ankara’dan kara haber yayıldı. Karlı bir Ankara gününde acun ıssız kaldı, yürekler yırtıldı. Ateş düştü Anadolu’ya, İslâm dünyasına, Türk Dünyasına. İnsanlık öğrendi ki bir âlem öldü.

Soğuğun kara ayaza kestiği bir gece yola çıktı, Anadolu’dan, İstanbul’dan Ankara’ya aktı binler. Ankara’ya indiler içleri buruk, içleri huzur dolu. Şehadetlerini haykırmaya vardırlar Ankara’ya, emanetlerini almaya geldiler. Onlar yarım asrı aşkın süre beraber yürüdüler. Edibâli, ömrü boyunca Hakkı söyledi ve Hakka yürüdü. Edibâli yürüdü eşi, evlatları, kardeşleri, öğrencileri ardından yürüdü, o hiç dönüp ardına bakmadı, “kim var yanımda” diye. Allah-u âlem, Rabbüzülcelal onunlaydı hep. Edibâli hep yürüdü, zaman şahit oldu, arz şahit oldu, arş şahit oldu. O yürüdü, yüzbinlerce fidan ekti Anadolu’nun bağrına. Gonca güller, ulu çınarlar Edibâli’yi almaya geldiler dualarla. Onu gözyaşları ile yundular, dualarla sardılar.Gözyaşlarını yuttular, bulutlar ağladı, haykırışlarını tuttular gökler gürledi. Yolları kar aldı, pürü pak oldu yollar. Yollar bembeyaz, şehirler bembeyaz. Anadolu’ya kar yağıyor. Yol arkadaşı, sevdiği, en kıymetlisi, eşi hep yanındaydı, her adımında! Evlatları, kardeşleri, dostları omuzladı naaşını, omuzları çatlatan emanetini sırtladı yüzbinler. Ant içtiler, ahdettiler büyük davaya, yeniden ve yeniden. Tazece ve her adımda “Bismillah” diyerek.

İçi kan ağlayanlar “Allah-u Ekber” dedi, gökten sicim gibi ayaz indi, eller, diller, dudaklar dondu, yürekler ısındı! Onlar, “Allah” dediler lapa lapa kar yağdı gökten. Edibâli severdi kar yağışını, gökten inen göğertiye “rahmet” derdi. Gökten yağan sekinetti, Allah-u âlem. Huzur doldu, vakarlı öğrencilerinin alev alev yanan, dağlanan gönüllerine em oldu, her kar tanesi.

Ey büyük hakan! Ruhun şad olsun! Emanetiniz emin ellerde. Komşu olunuz inşallah hep özlediğiniz, görmeden inandığınız rahmet elçisine. Resullah’ı her aşınızda gözleriniz dolardı. Onun sancağı altında buluşunuz inşallah kardeşlerinizle! Biliniz ki kardeşlerinizin kimi aştı karlı dağları, kimi bulunduğu yerde kıyama durdu. Hatimler indirdiler ve şehadet ettiler, Edibâli Hakkı söyledi diye.

Andolsun! Adınızı tarihe yazacağız! Davaya adadığınız ömrünüzü anlatacağız! Sizi anlatmak davanızı anlatmaktır. Büyük yeminden dönmemektir. Allah’ın izniyle zamanı aşacak yaptıklarınız! Roma’ya gidecek, Endülüs’ü yeniden inşa edecek, Kırım’a, Urumçi’ye varacaksınız! Hani anlatırdınız ya Ukbe Bin Nafi’nin Amerika’ya nasıl vardığını…

Ey dünya! Sana bir not olsun bu yazdıklarımız! Tarihe yazılsın onun adı. Aykut Edibâli hakka yürüdü! O son müçtehitti, âlimdi, mütefekkirdi, büyük dava adamıydı! Yüzbinlerin ağabeyi, zarafet ve nezaket timsali beyefendi idi. Eşinin sadık yoldaşı, evlatlarının şefkat dolu babası, binlerin atası, genel başkanıydı.

Ey Dünya! Allah dostu, hakk davaya ömrünü adayan bir yiğit göçtü bu dünyadan! Yüzbinler öğretmenlerini uğurladı, Ocak ayının 15. günü Ankara’da, 16. günü İstanbul’da. Aykut Edibâli’yi ebedi istirahatgahına tevdi eyledik, Nakkaştepe’de.

Ruhunuz Şad Olsun Ulu Hakan!