TÜRKİYE BÖLGEDE ÖZGÜR VE TAM BAĞIMSIZ BARIŞ KURUCU MİSYONUNA GÖRE HAREKET ETMELİDİR!
İsrail’in İran’a saldırısında Genel Kurmay Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı başta olmak üzere üst düzey komutanları ve nükleer çalışmalarda görev alan bilim insanları hayatını kaybetmiştir. Saldırının yapılışı ve doğurduğu sonuçlar ciddi bir hazırlığın, dijital verilerin etkili bir şekilde kullanıldığını ve güçlü bir yerel istihbaratın varlığını göstermekte; bu saldırı ile kalbinden vurduğu sadece İran’a değil, Gazze saldırıları sırasında “sesinizi kesin ve yerinizde oturun…” diyerek seslendiği Arap ve diğer bölge ülke yöneticilerine de bir göz dağı mahiyetindedir. İsrail yönetimi yine her türlü vahşi saldırılarını hayatta kalabilmek (!) için bir savunma yöntemi olarak ilan etti. İsrail yönetimi, İran'ı vurma gerekçesi olarak bu ülkenin nükleer silaha sahip olma çalışmaları olduğunu ilan etmiştir. Gerçekte ise İsrail’in korsan yöneticileri zaten bu silahlara sahiptir. Her iki ülkenin de nükleer silahlara sahip olması bölge barışını tehdit eden bir durumdur ve asla kabul edilemez!
Dünya ülkelerinin yöneticileri; İsrail’in uluslararası hukuku yok sayan, bölgeyi kan ve gözyaşına boğmak isteyen, ayakta kalmasını zulüm, baskı ve soykırıma bağlayan bu terörist yönetime karşı her zamanki tutumları ile itidal ve gerilimi düşürme tavsiyesinde bulunmuşlardır. Müslüman ülke yöneticilerinin yanında Japonya gibi birtakım devletler de en fazla güçlü bir şekilde saldırıyı kınamışlardır.
ABD Başkanı Trump ise İran’a “Defalarca anlaşma fırsatı verdiklerini, uyardım: Sizin beklediğinizden daha kötü olacak dedim. Ve öyle de oldu, ABD dünyanın en güçlü ve en öldürücü silahlarını yapar. İsrail’in elinde bu silahlardan çok var, daha fazlası da yolda, (İran’daki bazı sertlik yanlısı siyasetçilere de) Sert konuşuyorlardı, şimdi hepsi öldü. Çok büyük yıkım oldu ama yeni saldırılar hâlâ durdurulabilir. İran şimdi harekete geçmeli ve imparatorluğunun geriye kalanını kurtarmalı. Harekete geçin. Hemen. Çok geç olmadan” şeklinde açıklama yaptı. Çatışmanın bölgede getireceği krizleri umursamayan ABD Başkanı, saldırıyı "piyasalar" açısından "harika" olacağını iddia etti.
ABD ordusu, İran'ın İsrail'e yönelik geçmiş saldırılarında da füzelerin ve insansız hava araçlarının önlenmesine yardımcı olmuş ve bu amaçla deniz ve hava unsurlarını kullanmıştı.
Dünya devletleri, İsrail'in korsanca saldırılarına engel olmadığı müddetçe tüm bölgeyi alev topuna çevirecektir. Derhal Uluslararası Adalet Divanı kararları uygulanmalıdır! İsrail 1967 öncesi sınırlarına çekilmeli; haksız, adaletsiz, zalim ,kan dökücü, soykırımcı ,işgalci, saldırgan yayılımcı BİP (emperyalist ) hedeflerinden vazgeçmelidir. Ortadoğu milletleri huzur, emniyet, mutluluk ve barış içinde yaşamalıdır!
Bölgede kültürel ve tarihi müktesebatı, barış kurucu misyonu bulunan Türkiye’nin tavrı merak konusu iken; Dışişleri Bakanımızın açıklaması tam bir hayal kırıklığı olduğu gibi siyasi iktidarın Türkiye’yi diğer bölge politikalarında ama özellikle Suriye politikalarında olduğu gibi İsrail yayılmacılığı ve soykırım niteliğindeki saldırılarında da Amerikan yönetiminin projelerinin bölgede uygulayıcısı konumuna düşürdüğünü göstermektedir.
Nitekim T.C. Dışişleri Bakanı “Bölgemizde giderek artan gerginliğin, dikkatleri Gazze'de yaşanan soykırımdan başka yöne çekmesine izin vermemeliyiz. ABD Başkanı Trump'ın nükleer müzakerelere ilişkin başlattığı sürecin ilerletilmesi, nükleer anlaşmazlığın yol açtığı ihtilafın çözülmesi için tek yöntemdir. Diplomasi, savaşın tek alternatifidir." yönündeki açıklaması ile ABD’nin kayıtsız şartsız teslimiyet formülünün tek yol olduğunu söylemesi büyük bir talihsizlik olmuştur.
Sayın Fidan, ilgili kurumların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda, Türkiye'yi ilgilendiren olası senaryolara göre gerekli tüm tedbirleri aldığını ifade etti. İyi ki böyle bir talimatı olmuş(!), yoksa ilgili kurumların tüm tedbirleri alması maalesef mümkün olmayacaktı. Türkiye bu felaket anlayıştan derhal vazgeçmelidir. Böyle bir durumda talimatla mı iş yapılır veya böyle bir talimata gerek var mıdır?
Bölgemizdeki son gelişmeler ve İsrail’in kendi güvenliğini gerekçe göstererek yaptığı saldırılar sonrası Orta-Doğu’daki ateşin üzerine benzin dökmesi; Milletim Uyan çağrısının, Millet Partisi’nin 60 yılı aşkın zamandır bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki emperyalizmin tuzakları konusunda yaptığı uyarıların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Millet Partisi olarak acilen özgür ve tam bağımsız dış politikalara dönülmesi ve yöneticilerimizin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu misyonuna uygun hareket etmesi çağrısında bulunuyoruz. Emperyalizmin ülkemiz, milletimiz ve bölgemiz için kurduğu tuzaklara karşı; bölgesel paktların yeniden canlandırılması ve bölgede barışın tesisi için Türkiye’nin milli dış politikasını hayata geçirmesi gerçekte tek yoldur. Türkiye icazetli politikalar dönemini kapatmalıdır.




