UMUT HAKKI, KİMİN HAKKI?
ZALİME MERHAMET MAZLUMA İHANETTİR
Zalime gösterilen ölçüsüz merhamet, mazlumun adalet beklentisini yaralar.
Kamuoyunda “Umut Hakkı” adıyla tartışılan düzenleme, yalnızca teknik bir hukuk meselesi değildir. Bu konu, doğrudan doğruya adalet anlayışımızı, devletin terör karşısındaki duruşunu ve milletin vicdanını ilgilendirmektedir.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, en ağır suçlara karşı hukuk düzeninin verdiği en net ve en güçlü cevaptır. Bu cezanın anlamını zayıflatacak, fiilen farklı bir sonuca kapı aralayacak düzenlemeler; sadece bir hükümlüyü değil, toplumun adalet duygusunu da etkiler.
Terör, yalnızca bir güvenlik sorunu değildir; binlerce ailenin hayatına dokunan, geri dönülmez acılar bırakan bir toplumsal travmadır. Şehit ailelerinin, gazilerin ve terör mağdurlarının adalet beklentisi, soyut bir kavram değil; devletin temel sorumluluğudur.
Hukuk devleti ilkesi elbette vazgeçilmezdir. Ancak hukuk, toplumsal barışı ve adalet duygusunu zedeleyecek şekilde yorumlanamaz. Yasama organının takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetki milletin vicdanıyla uyumlu şekilde kullanılmalıdır.
Adalet; hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluktur. Devletin terör karşısındaki duruşu açık, net ve tereddütsüz olmalıdır. Çünkü adaletin zayıfladığı yerde güven duygusu sarsılır; güvenin sarsıldığı yerde ise toplumsal birlik zarar görür.
"Umut Hakkı" tavizinin bir sonraki dayatmasının "İade-i İtibar" olacağı unutulmamalıdır.
Umut, masumlar içindir.
Adalet ise herkes için.
Cuma NACAR
Genel Başkan




