YOLLAR DA KÖPRÜLER DE TÜRK MİLLETİNİNDİR!
Satılık veya Kiralık Değildir!
Bu milletin dişinden tırnağından artırarak; vergisiyle, emeğiyle, duasıyla yaptığı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve yıllar içinde bütçe imkânlarıyla hizmete açılmış otoyollar…
Şimdi bu eserlerin, gelirleriyle birlikte 25 yıl süreyle özel şirketlere devredilmesi gündemdedir.
Bir şirket peşin bir bedel ödeyecek; karşılığında çeyrek asır boyunca köprü ve otoyollardan geçiş ücretlerini tahsil edecektir. Oysa İstanbul’daki iki köprünün yıllık kârı 112 milyon dolar, özelleştirilmek istenen otoyolların yıllık kârı ise 179 milyon dolardır. Bugün devletin kasasına giren bu gelirlerin, yarın yabancı şirketlerin hanesine yazılması istenmektedir.
Soruyoruz:
Bu memlekette bu işleri yapacak ehil insanlar kalmadı mı?
Yoksa kendi insanımıza güvenmeyi mi unuttuk?
Devletin kasasına girmesi gereken gelirlerin yabancı şirketlere aktarılması hangi aklın tercihidir?
Unutulmamalıdır ki; Büyük Türk Milleti hiçbir imtiyazlı zümreye mahkûm değildir. Bu millet, yaptığı yolu da köprüyü de kendi imkânlarıyla yönetebilecek kudrete sahiptir.
Bugüne Kadar Yanlış Yaptınız,
Büyük ihalelerde yüklenici firmalar üretimi kendileri yapmamış; işler alt yüklenicilere devredilmiş, finansman ise kamu bankaları üzerinden sağlanmıştır. Sonuçta kamu kaynağıyla yapılan projelerin maliyeti yeniden kamuya yüklenmiştir.
Yine Yanlış yapıyorsunuz!
Gündemde olan yollar ve köprüler yalnızca beton ve çelik değildir; milletin alın teridir, umududur, fedakârlığıdır. Geçici bir rahatlık uğruna kalıcı milli değerler gözden çıkarılamaz. Milletin parasıyla yapılan eserler, milleti sömürecek düzeneklere dönüştürülemez.
Köprü ve otoyol gelirleri şahıslara ya da yabancılara değil; devlete, dolayısıyla millete dönmelidir.
İhale süreçleri belirli gruplara yoğunlaşacak biçimde değil; rekabeti, şeffaflığı ve hesap verebilirliği esas alan usullerle yürütülmeli, projeler doğrudan uygulama kapasitesine sahip yerli firmalar aracılığıyla ve kamu kaynaklarını koruyacak finansman modelleriyle gerçekleştirilmelidir. Devletin temel görevi, kamu varlıklarını devretmek değil; kamu yararı doğrultusunda etkin ve sürdürülebilir şekilde yönetmektir.
Mutlaka bir özelleştirme söz konusu olacaksa, süreç yerli sermaye ve ulusal ekonomik aktörler üzerinden tasarlanmalı; kamu varlıklarının mülkiyet ve kontrolü milli ekonomi içinde muhafaza edilmelidir.
Unutmayın:
Yiğitlik satmak değil; taş üstüne taş koymaktır.
Müflis tüccar gibi günü kurtarmak değil; geleceği inşa etmektir.
Milletim, uyan!
Çare; yerli ve milli kaynaklarımızı harekete geçirmek, vatandaşlarımızın ortaklık modelleriyle bu projelere iştirakini sağlamaktır. Kamu menfaati her şeyin üzerindedir.




